DERS ÇALIŞMA ORTAMININ ÖNEMİ

                DERS ÇALIŞMA ORTAMININ ÖNEMİ
Ne kadar ekmek o kadar köfte demişler. Hayatta çalıştığımız kadar var olabiliriz. Bu yüzden çalışmanın önemi kimse tarafından yadsınamaz. Aynı şekilde hayatımızın uzun bir zamanını kapsayan öğrencilik yıllarında da ders çalışmak oldukça vaktimizi almaktadır. Bu süreci en verimli ve faydalı bir şekilde geçirebilmek için de çalışmak kadar önemli olan bir diğer şey de çalışma ortamının nasıl olduğudur. Şimdi gelin hep beraber çalışma ortamı nasıl olmalıdır ona bakalım.


1)Düzenli Olmak
Günlük hayatta her ne kadar ''düzenli dağınıklık'' kulübünün üyelerinden olup bunu savunsanız da ders çalışırken belli bir düzene sahip olmak çok önemlidir. Dağınık bir çalışma ortamı her zaman dikkat ve zaman kaybına neden olur. Herkesin  bildiği gibi normalde gözünüze takılmayan ama ders çalışmaya oturunca dikkatinizi çeken şeyler olur. Birden bire değişik şekiller gördüğünüz duvarlar, renklerini uygun bulmadığınız mobilyalar ve aniden masanın üstündeki dikkatinizi çeken küçük biblolar ve karışık duran eşyalar... Bu tarz durumların yaşanmaması için masanızda sadece kullanacağınız materyallerin olması ve odada olabildiğince az eşyanın bulunması gerekir. Aynı zamanda masada duran karışık kağıt yığınlarını önlemek için konu başlıkları altında bunları dosyalamak hem gözünüzün yorulmasını engeller hem de bir şey ararken kağıt yığınının içinde kaybolmak yerine istediğiniz zaman dosyalandırdığınız kağıtlar arasından her şeye ulaşabilirsiniz.


2)Işıklandırma
Çalışma ortamındaki ışık kullanımı performansınız açısından oldukça önemlidir. Çalışma odasındakı ışığın rengine, tonuna ve parlaklığına belli konularda dikkat etmemiz lazım. Aslında burada denge çok önemli. Işık; ne gözünüzü alacak kadar parlak ne de görmenize engel olucak kadar loş olmalıdır. Ayrıca ışık açısının hangi elinizi kullanıyorsanız onun karşı çaprazından gelmesi gerekir. Yoksa yazdığınız yazının üstünde gölge oluşturup odaklanmanızı ve görmenizi engeller.


3)Oda Sıcaklığı 
Kışın soğuğunda sıcacık bir odada ne güzel de uyunur dimi. Evet, ama o zaman hayallerinizi sadece rüyalarınızda görürsünüz. Acı gerçekler... Bildiğimiz üzere sıcak ortamlarda mayışıp direkt uyku moduna geçiyoruz ve haliyle bu da bizim ders çalışmamızı engelliyor. Sadece sıcak olarak da değil, aynı zamanda aşırı soğuk ortamlarda da kaliteli ders çalışamayız. Ne de olsa titrerken bir yandan kalemi tutup soruları çözemeyiz dimi. Ondan dolayı buluduğumuz ortam ideal vücut sıcaklığında olmalıdır. Hatta çalışma öncesinde camınızı açıp biraz havalandırabilirseniz taze havayla beraber çok daha odaklı çalışabilirsiniz.


4)Oturulan Yerin Rahatlığı
Yine oda sıcaklığı gibi oturduğunuz yer de sizin uykunuzu getirecek kadar rahat veya kısa sürede kalkmanıza sebep olacak kadar rahatsız olmamalı. Mesela herkes öğrencilik hayatı boyunca en az bir defa rahat rahat yatakta çalışayım diye kağıtlar kucağında gözünün önünde harfler uçuşurken uyuyakalmıştır. O yüzden artık kendimizi kandırmaktan vazgeçiyoruz ve heyecan arayışı içindeyken değişik yerlerde çalışmayı deneyip düzenimizi ve dikkatimizi dağıtmıyoruz. Aynı zamanda oturduğunuz masanın ve sandalyenin boyunu iyi ayarlayın ki beliniz bir süre sonra eğilmekten ağrımasın.


5)Ortamdaki Sesler
Biliyorum kafanızın içindeki gelecek kaygısı ve sınava dayalı seslerden zaten dışarıyı çok duymuyorsunuzdur ama yine de bulunduğunuz ortamın sizin için sessiz olması odaklanmanızda çok büyük bir etmendir. Zaten enerjimizi zor toplayıp oturduğumuz masamızda bide çalışmaya başlayınca telefon sesidir, kapı açılıp kapanmasıdır, odaya çamaşır asmaya giren annedir hepsi bizim tüm dikkatimizi dağıtmakta birebirdir. Ondan ötürü çalışmaya başlamadan önce her türlü önlemi almamız gerekir. Elektronik aletlerin seslerini kapatıp evdekileri sessiz olmaları için uyarırsanız bu konuya büyük bir çözüm getirmiş olursunuz.


Ama günün sonunda tabiki de bu şartları bir kenara bırakıp sizin ne kadar çalıştığınıza bağlı olarak bir yere varabilirsiniz. Bloğumuzun başında da dediğimiz gibi; ''ne kadar ekmek o kadar köfte''. O yüzden artık kaybedecek en ufak bir vaktiniz bile olmadığı için hayatımıza kene gibi yapışmış olan bahanelerimizden silkelenerek kolları sıvayalım ve kim olduğumuzu kendimize gösterelim.